Kanuni Sultan Süleyman Han’ın Hayatı…

kanuni sultan süleyman1
kanuni sultan süleyman1

Şehzade Selim divana bağdaş kurmuş elinde oltu taşından tespihi şöminede çadırdayan odunlara bakıyordu. İşte tam o anda tiz bir ağlama sesi duyuldu. Sesin sahibi ismini yer yüzündeki her şeye hükmetmiş Hz Süleyman’dan almıştı ve de ilk adımlarını ismine yaraşır şekilde henüz 5 aylıkken acem halısının üstünde babaannesinden validesine doğru tek tek attı. Lakin kudretli babasından çekindiği kadar kimseden çekinmiyordu. Şehzade selimin tek oğluna emanet ettiği fil dişinden yapılmış santranç takımından bir şah. 13’ünde beklediği çağrıyı aldı. Sırtında samur kürk güçlü elleri kılıcının kınında Topkapı sarayının arz odasına girip padişah dedesinin önünde diz çöKtü ve ilk görev beratı okundu.  Selim han oğlu Süleyman’a tatar memleketi  kefe sancağı bağlana…

Nasılda muhteşem bir avcıydı şehzade Süleyman. Can dostu ibrahim’le kefenin deli rüzgarlarında kaftanları uçuşurken batan güneşin kızıllığında ellerinde ak ağaçtan okları, canavar denilen ayılara hayatı zindan ediyorlardı. Süleyman kefenin tek efendisiyken  kara haberi aldı. Babası uçmağa varmıştı. Cenaze namazından sonra babasının mezarının yanı başına kendisine emanet ettiği şahı koymuştu. Taşlar yeniden dizilmiş, oyun yeniden başlamıştı ve bu oyunun artık yeni bir şahı vardı. Şahı mat edecek tek kadınsa o sırada piri reisin kırlangıcın mahzenine zincirlenmiş halde tanrının ona bahşetmiş olduğu yazgıyı bekliyordu. Kalenin duvarlarında gök kubbeyi inleten bir patlama daha oldu. humbaracı başı Salih paşa kılıcını bir kez daha indirdi. Gökyüzüne yükselen yüzlerce humbara etrafı tekrar kararttı. Belgrad kalesinin boynu bükülmüştür. Heybetli kapı iki tarafa açıldı. İpekten öte kızıl saçları zarif gülümsemesi ve buğulu yeşil gözleri ile Rothenyalı Rokselena odaya adımını attı. Genç kadın Süleyman şahın çelikten kalbini eritmeyi başarmıştı. Ve bu genç kadının hırsı ileride saraya hükmedecekti.

mohaç
mohaç

Kıta Avrupası’nın son umudu kutsal German İmpratoruydu. Ancak sultan Süleyman karşısında sharkell’i değil zırhlı süvarileri ile Macarları bulacaktı. Mohaç ovasında cehennnem sıcağı vardı. Tam 50 Osmanlı askeri ovaya yayılmıştı. Sultan Sülayman Malkoçoğlu Bali bey ve İbrahim paşanın arasındaydı. Eliyle ileriyi gösterdi. Hücum buyruğu ovada yankılandığında patlayan tüfekler savaşın sonucunu haber veriyordu zafer…

Viyana kuşatması

Tipiden göz gözü görmüyordu. Kaleden alev topları atılıyordu. Lazistan akıncısı kocamış avni aga elindeki mızrağa burçlardaki Avusturya okçularına fırlatırken tek bir şeyden emindi. Bu kuşatma kaldırılmazsa tüm ordu buz tutar…

Sadrazam İbrahim paşa elindeki güçle marurlaşmıştı. Fermanları serasker sultan adıyla mühürlüyordu.  1536 yılının ramazan ayında bir iftar yemeğinden evine dönüp odasının kandilini yaktığında yüzleri maskeli 4 celladı ellerinde kement karşısında buldu. Yağlı urgan İbrahim paşanın boynuna geçtiğinde boynuma geçen Hürrem sultanın saçlarıdır. Dediği rivayeti ise sarayın çinili duvarlarında asırlarca yankılandı.

Her şeyin en iyisini isteyenlerdendir sultan Süleyman. O yüzden mimar başı Sinan ustaya hazinenin anahtarını verdi ve tek bir şey istedi. Bana Ayasofya’dan iyisini yap. 7 yıl sonra Süleymaniye Camiisiyle istediğini almıştı.

selimiye
selimiye

Zigatvar Seferi…

Çadırın dışından savaş çığlıkları duyuluyordu. Ay ışığı yatağında hastalıkla boğuşan Süleyman hanın yüzünü aydınlatıyordu. Bir yıldız kaydı. 70 senelik ömründe bir oğul bir kardeş bir eş ve bir dost kaybetmiş arkasında ise devrin en büyük gücünü bırakmıştı. Gözlerini kapattı.

Beğen ve Paylaş

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir