Osmanlıda Kabadayılık ve Dönemin Tanınmış Kabadayıları | Türk Otağı

Osmanlıda Kabadayılık ve Dönemin Tanınmış Kabadayıları

Osmanlı Kabadayıları…

Yeşilçam filmlerinden hatırlarsınız, sokağın başından bir nara atarak girerler mahalleye. Herkes kaçışır çoğu insan hizaya girer saygı gösterir. Peki Osmanlı döneminde kabadayılar filmlerde gösterildiği gibi miydi?

Osmanlı devletinde kabadayılar ve külhanbeyleri, tulumbacı kabadayılar bulunurdu. Aslında kabadayı günümüzde kötü olarak lanse edilmekte ise o dönemler bir mahallenin hamisi, dürüst ve yardım sever, mahallede sözü geçen kişilerdi.

Osmanlı kabadayılarının racon diye bildiğimiz örf ve adetleri bulunurdu. Normal bir vatandaş gibi giyinmelerinin yanı sıra bıçak, pala, tabanca gibi silahlarını saklamak için uzun pardesü giyerlerdi.

Mazlumu, ezilmişi, ahlaklı ve iyi insanları koruyarak zalim, gadar, insanlara zulmeden kötü insanları ise yok etmek için uğraşırlardı. İstanbul’da Çeşmemeydanı, Mevlanakapı ve Topkapı muhitleri meşhur kabadayıların uğrak yerleriydi.

Tulumbacı kabadayılar sadece yangın, deprem, sel gibi doğal afetlerde ortaya çıkarlardı. Bu olayları fırsat bilerek soygun, hırsızlık gasp olaylarını gerçekleştirirlerdi. Kendi gurupları aralarında çatışmalar yaşarlardı.

tulumba kabadayıları

Külhanbeylik ise İstanbul Gedikpaşa hamamında türemiş bir kabadayı şeklidir. İşi gücü olmayan bir takım insanlar gedikpaşa hamamında zor kullanarak gecelerler ve burada rahat durmayarak müşterilerin eşyalarını çalarak hırsızlık yaparlardı. Eşyalarının çalındığını fark eden insanlar şikayet ettiklerinde ise “senin hamama girerken üzerinde böyle bir eşya yoktu” diyerek şikayet eden müşterileri de bir güzel döverlerdi. Yaşanan bu olaylar kulaktan kulağa yayıldı ve asıl kabadayıların kulaklarına kadar gitmişti. Asıl kabadayılar ise külhanbeylerini asla yanlarına almazlardı. Külhanbeyleri hafiye ve polislerle iyi anlaşmaya çalışır ve menfaatlerine geldiği şekilde kendi gibi adamlarla dolaşırlardı.

Osmanlı kabadayı

İstanbul’un Meşhur Kabadayılarından Bazıları…

Kadırgalı Kör Emin

Galata gümrüğünde çalışıyordu, görevinden alınmasının üzerine kendisini kabadayılığa adamıştı. Beyoğlunda namı yayılan Kadırgalı Kör Emin dönemim tanınmış hırsızlarından Panani’yi bıçaklayarak yaralamıştır. Haddehaneli Arap Hulusi denen kabadayıyı ise arkadaşları ile oturduğu içki masasında tokatlayarak dövmüş, Hulusi’yi arkadaşlarının yanında hüngür hüngür ağlatmıştır. Arkadaşlarının yanında uğrağı bu kötü durumu sindiremeyen Hulusi Kör Emin’i takip etmiş gittiği başka bir mekanda kendisini tabanca ile vurmuştur. Kadırgalı Kör Emin ölürken kensini vuranın ismini soran hafiyelere “Ölmez isem Tahkikatı kendim yaparım” demiştir.

Kavanoz Mehmed

Mehmed eyüplüdür. Kavga çıktığında karşı taraf tarafından atılan sandalye, iskemre, masa gibi cisimleri büyük bir ustalıkla havada kaparak tekrar karşı tarafa atması ile nam yapmıştır.

Çerkez Arif

Kendisi gibi kabadayı olan Trabzonlu Hasan Kaptan’ın oğlu olan Çerkez Arif, Fehim Paşa’nın başsilahşörüdür. Çok iyi nişancı olması ile adı duyulmuş, Tokatını yiyen birini ayakta gören olmamıştır. Bir başka kabadayı Matlı Mustafa tarafından tabanca ile vurularak öldürülmüştür.

Ziya

Çerkez Arif’in kardeşi olan ziya Ağabeyini vuran Matlı Mustafa’yı öldürerek intikamını almış ve belli bir süre Sinop Hapishanesinde yatmıştır. Siyasi olaylara karışan ziya Sadrazam Mahmut Şevket Paşa’yı kurşunlayanlar arasında yer almıştır. Bu kurşunlama olayından dolayı tevkif edilmiş ve idam edilmiştir.

Arap Abdullah

Aslen Kürt olan ancak esmer tenli olmasından dolayı Arap lakabı alan Abdullah Süleymaniye sancağındandır. Kamil adından birde ağabeyi vardır ve babaları tarafından İstanbul’a okumak ve iyi bir eğitim almak için gönderilmişlerdir. Ağabeyi Kamil okumuş ve Beyrut Gümrük Nazırı olmuştur ancak Abdullah okumamış ve kabadayı olmuştur.

Beğen ve Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

shares