Sultan Alparslan, Malazgirt zaferi ve Alparslan’ın Ölümü

Cuma sabahıydı. 100 bin Selçuklu tuğu, 150 bin Bizans kalkanına rakipti, gökler gürledi, kılıçlar çarpıştı, oklar uçuştu. Kargılar deldi, kalkanlar delindi ve Rum diyarının kaderi sonsuza kadar değişti.

sultan_alparslan_hayati
sultan_alparslan_hayati

20 ocak 1029 tarihinde horasan pazarının meydanındaki ulaklar ellerindeki fermanları açmış horasan valisi çağrı bey’in 2. Oğlu Muhammed’in doğumunu tüm halka duyuruyorlardı. Muhammed’in çocukluğu ağabeyi ile birlikte horasanın dar sokakları arasında at koşturup birbirleri ile yarışarak ve medresede yan yana ders görerek neşeli bir ortamda çabucak geçti. Lakin yaşları büyüdükçe aralarında taht mücadelesi hasıl oldu. Ağır hasta olan çağrı bey, horasan valisi olarak Alparslan adıyla tanınmış Muhammedi seçerek ona emanet etti. Alparslanın tahta oturmasından kısa süre sonra Selçuklu imparatoru olan amcası Tuğrul bey vefat etti. Artık Maveraun nehri sınırlarındaki her medresede ve her kahvede tahta kimin geçeceği tartışılıyordu. Taht Alparslana layık görüldü. O da çok güvendiği Nizamülmülk’ü vezir yaptı. Sonrada onlarca milletten oluşan büyük ordusunu toplayacak, tarihi bir ferman yayınlatacaktı. Ferman şahinlerin bileklerine bağlanmış şekilde imparatorluğun dört bir yanındaki askerlere ulaştı. Fermanı alan her bir kumandan kendi birliği ile horasana gelerek Alparslanın önünde diz çöküp ordusuna katılıyordu.

malazgirt-muharebesi
malazgirt-muharebesi

Şubat 1064’de yola çıkan ordu 3 gün içinde Gürcistan kapılarına dayandı. Bu Alparslanın Bizans imparatorluğuyla ilk karşılaşmasıydı. Kısa süre sonra kalede çift başlı kartal sancağı dalgalanmaya başlamıştı bile. Arabistan diyarına doğru ilerlerken Urfayı ele geçirdi. Tam o sırada nizamilmilkten bir istihbarat mektubu geldi. İmparator Romen Diyojen’in ordusu arkadan saldırcaktı. Ordu Malazgirt ovasına çekildi. 1071 yılında Malazgirt ovasındaki savaş sadece 2 büyük imparatorluğun değil garp ile şarkında mücadelesiydi. Savaş sonrasında ovadaki ölülerin arasında gezen Alparslan artık anadoluya ilk adımını atmıştı.

buhara kalesi
buhara kalesi

Anadolu’ ya akıncılarını salan cengaver, atını tekrar doğuya çevirdi. Buharayı istiyordu. Buhara da ki hana kalesini kuşatmasında da zırhları delen tatar okları ile çok can yakıp kaleyi dize getirdi. Kalenin komutanı Yusuf el harezmi teslim olmuş sultan Alparslanın huzuruna çıkarılmıştı. Harezmi tam o anda kuşağında sakladığı zehirli hançeri çıkardı, sultanın karnına sapladı. Karnında dolaşan zehri 3 gün dayanabilen Alparslan 15 aralık 1072’de tahtı genç oğlu Melikşah’a ve veziri Nizamülmülk’e bırakarak çakır gözlerini çok şey başarmanın haklı huzuru ile yavaşça kapadı.

Beğen ve Paylaş

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir